
Asla’ların ardında saklanan korku mu?
İnsan, kendi doğrularını kılıç gibi kuşanıp karşısındakine doğrulturken, aslında içindeki kırılganlığı saklamaya çalışır.
“Ben böyleyim.”
“Benim çizgim bu.”
“Buna asla izin vermem.”
Bu cümlelerin her biri, ilk bakışta güçlü durur. Oysa biraz yakından bakınca, altından ince bir titreme geçer. Çünkü keskin çizgiler çoğu zaman güven değil, kaygı üretir.
Sevdiklerimizi, dostlarımızı, eşimizi, çocuklarımızı, hatta arkadaşlarımızı, kendi doğrularımızın içine sığdırmaya çalışırız. Onları kendimize benzetmeye, kendi kalıbımıza dökmeye uğraşırız. İyi niyetle başlar çoğu zaman: “Senin iyiliğin için.” Ama fark etmeden, başkasının hayatına kendi korkularımızdan duvarlar öreriz.
Oysa sevgi, yön vermek değil; alan açmaktır.
Bir bakış tam da burada kibarca omzumuza dokunur:
İnsan nefsini terbiye etmeden, başkasını terbiye etmeye kalkarsa, ortaya irfan değil tahakküm çıkar.
Âşık Veysel’in gözüyle bakarsak;
Veysel ne diyordu?
“Güzelliğin on para etmez,
Bu bendeki aşk olmasa…”
Ne kadar sade, ne kadar derin.
Yani diyor ki: Gördüğün, savunduğun, uğruna kavga ettiğin her şey; eğer içinde sevgi yoksa, değeri yoktur.
Biz bazen doğrularımıza o kadar âşık oluruz ki, insanı unuturuz.
Halbuki insan, doğruya feda edilecek bir varlık değildir. Doğru, insan için vardır; insan doğruya kurban olsun diye değil.
Peki, Haklı olmak mı, hakkaniyetli olmak mı?
Haklı olmak, çoğu zaman egoyu besler. Hakkaniyetli olmak ise kalbi büyütür.
Haklı olmak, “Ben biliyorum” der.
Hakkaniyetli olmak, “Bir de seni dinleyeyim” der.
Haklı olmak, kapıyı kapatır.
Hakkaniyetli olmak, pencere açar.
Ve insan bazen bir pencere arar sadece… Bir nefeslik alan.
O halde ne olur? Asla dediğimiz yerde hayat durur.
“Asla” dediğimiz yerde akış kesilir.
Hayat ise akmak ister.
Kalp genişlemek ister.
Ruh özgürlük ister.
Belki de bu yüzden, en çok “asla” dediğimiz yerlerden sınanırız. Çünkü hayat, katılığı sevmez. Hayat, yumuşak kalpleri sever.
Sevdiklerimizi kendi doğrularımızın dar odalarına hapsetmeyelim. Onlara gökyüzü olalım. Bırakalım kendi yıldızlarını kendileri seçsinler.
Çünkü insan, en çok özgür bırakıldığında büyür.
Ve en çok anlaşıldığında iyileşir.
Sinem Boyan
İletişim Eğitmeni | Yazar | Program Yapımcısı & Sunucu
Yorumlar
Kalan Karakter: