
Türkiye satranç camiası, son günlerde büyük bir tartışmanın ortasında. Kadın milli takımımızın parlayan yıldızı, Kadın Uluslararası Usta (WIM) unvanlı Gülenay Aydın, 2026 Satranç Olimpiyatları için milli takıma alınmadığını kendi sosyal medya hesabından duyurdu. Bu karar, sadece bir sporcunun kariyerini değil, tüm Türk satrancının adalet ve eşitlik ilkelerini sorgulatıyor. Aydın'ın beş yıldır gururla taşıdığı milli forma, bu yıl neden sırtına geçirilmedi? Cevap, TSF'nin şeffaflıktan uzak, ego ve hırs dolu yönetim anlayışında yatıyor gibi görünüyor. Özellikle federasyonun kendi kriterlerini tutarsız uygulaması, camiada geniş yankı uyandırdı ve genç sporcuların motivasyonunu etkileyecek bir örnek teşkil ediyor.
Gülenay’ın hesabında yaptığı açıklamalarda;
1. Konuyu kendisine TSF tarafından deklere edilmemiş, arkadaşlarından öğrenmesi kurum kültürüne ve A milli genç bir sporcuya yapılmasının izahı yok bence. Kurum kültürü ve etikliği yerler altına alınmış. Gencecik bir kızımıza da psikolojik zorbalık yapıldığına işarettir. Bakanlığın resmi bir kurumu A milli bir sporcuya bu tavrı kabul edilemez.
2. 54 maç kriterinden alınmadığını öğrenen Gülenay, haklı olarak öğrenim gören bir sporcu olarak devam zorunluluğu olduğu için turnuva seçerken sınav takvimine dikkat etmesi gerektiğini bundan dolayı da iki maç eksikliğinin olduğunu belirtmiştir. Öğrenim gören bir sporcunun eğitim hayatını göz ardı etmeyi hangi bakanlık hangi kurum kabul eder ki, ama nedense TSF bunu kendince hırs ve menfaatleri uğruna göz ardı etmiştir.
3. Bu arada A milli bir sporcunun alması gereken turnuva desteği ve özendirme burslarının da ne kadar komik ve yetersiz olduğu gözlenmiş. Aylık 1000 TL bursun da ne kadar komik olduğu gözlenmiş bugün KYK bursları bile aylık 4000 TL geçen sene 3000 TL iken TSF kadın sporcularımız ile dalga geçmektedir. Üstelik Türkiye şampiyonasında bir tane bile kadın sporcunun yarıştırılmadığı, gerekli turnuva desteği verilmeyen kendi imkanları ile koşturan bir A milli sporcuya reva görülen değer, üzerine ağlayarak konuşmamız gereken bir konu iken. TSF burada da kurumsal kimliğini kaybetmiştir.
4. Burası can alıcı nokta, İş bankası her yıl takımlar şampiyonası hazırlık için Erkek ve Kadın A milli sporcularına eşit oranda destek sağladığı halde kadın milli takımına verilmeyeceğini başkan deklere ediyor. İş bankasından teyit alındığında ise her iki takıma da eşit miktarda destek yapıldığını ancak sadece Erkek takımına ödendiği ortaya çıkınca Ağustos ayında toplu olarak Kadın milli takımına ödeniyor. Bu nasıl bir usulsüzlük hatta yolsuzluktur. Bir kurum aldığı sponsorluğu sporcularına dağıtmak yerine üstüne mi yatmaya kalkıyor? Gerçek anlaşılmasa üstüne mi yatılacak? Bu konu temiz eller kapsamında denetlenip soruşturulması gereken bir konu ve başkanın ifadesi alınması gerek. Bu olaylar anlaşıldıktan sonra İş bankası ana sponsorluğunun kaybedilmesi de açıkçası kurumu yıpratır. Bu anlamda başkan, usulsüzlük, kurum kimliğini küçük düşürme, A milli sporcuyu rencide etmek konularından Federasyonlar Daire başkanlığı tarafından disiplin soruşturmasına girilmelidir. Hatta hukuk nezdinde soruşturma geçirmesi gereken bir kondur. Bu konuyu İş bankası özelinde teyitlediğimiz için direkt konu soruşturma kapsamına alınmalıdır.
5. Spora gönül vermiş çocukluğundan beri yıllarını vererek hem maddi hem manevi özveriyle uğraşan bir sporcuya mobbing yöntemiyle milli takımdan uzaklaştırmak hem de kadın sporcumuz olması itibari ile kadınlarımıza, kızlarımıza sahip çıkma anlamında da etik ve ahlaki değerlere uymayan bir tavır sergilenmiştir.
Gülenay Aydın, Türkiye'nin kadınlar kategorisinde en yüksek ikinci ratinge sahip sporcusu. Kariyeri başarılarla dolu: 2021'den 2025'e kadar 5 yıl boyunca Avrupa Takımlar Şampiyonası ve Satranç Olimpiyatları'nda defalarca milli formayı giymiş, performans ratinglerini sürekli yükseltmiş bir isim. 2025 Avrupa Takımlar Şampiyonası'nda 2360 raytinge ulaşmıştır. Ancak TSF, bu başarıları hiçe sayarak Aydın'ı 2026 Olimpiyat kadrosundan dışlamış. Gerekçe? Aydın'ın kendi açıklamasına göre, geçen yıl iki oyun eksik oynamasını eğitim hayatının göz ardı ederek bahane edilmiştir. Bu sporcunun hem akademik hem de sportif yükümlülüklerini dengeleme çabasını cezalandırmak değil de nedir? Üstelik, federasyonun kriterlerinde belirtilen 1 Ocak 2005 ile 1 Ocak 2026 arası dönemde oynanması gereken 54 maç şartı, Aydın'ın yaklaşık 52 maçı olmasına rağmen katı bir şekilde uygulanırken, bazı sporcuların 48 maçla takıma dahil edildiği öğreniliyor. Bu durum, bakanlık onaylı kriterlere tam uyum sağlanmadan çifte standart uygulandığını gösteriyor ki ve federasyonun eşitlik ilkesini zedeliyor.
6. Asıl bombaya geliyorum talimatta 54 oyun oynanması deniyor, bu oyun elolu mu? Elosuz mu? Rapit mi? Blitz mi? Standart mı? belirtilmemiş. Şimdi Gülenay Rapid ve Blitz de dahil ederseniz 79 maçı var. Uyumayın 79 hepsinden fazla maçı var. Çünkü Dünya Rapid ve Blitz de oynadı sporcumuz. Yani aslında KRİTERİ karşılıyor. Başkan bu nasıl bir durum bu düpedüz USULSÜZLÜK. Milli Takımlardan sorumlu arkadaş sizi uyarmadı mı? Pardon o da sizin kulübün hocasıydı demi. Bu durum kriterdeki belirsizliğe göre hukuki olarak da SUÇ teşkil etmektedir.
Bu durum Federasyonun usulsüz karar uygulayıcı yapı soruşturmadan geçmesi gereken başka bir konu.
Sosyal medyada yükselen sesler, bu kararın arkasında ayrımcılık ve keyfi kriter değişiklikleri olduğunu işaret ediyor. Gazeteci Özlem Akarsu Çelik, X platformunda sert bir eleştiriyle TSF'ye seslendi: "Satrançta da mı ayrımcılık yapılıyor? Pes! Başarılı genç kadın satranç oyuncusu Gülenay Aydın, Olimpiyatlarda Milli Takıma seçilmediğini çok nazik bir dille anlatırken ayrımcılığa dikkat çekmiş. Siz de mi @tsfresmi? Kriterleri 'adrese teslim' değiştirme iddiasına yanıt verecek misiniz?" Bu soru, camianın genel rahatsızlığını özetliyor. Aydın'ın eğitimine öncelik vermesi, neden bir handikap olarak görülüyor? Yoksa TSF, sporcuları sadece birer piyon olarak mı değerlendiriyor? Benzer şekilde, Aydın'ın kendi paylaşımında belirttiği üzere, İş Bankası ile olan sponsorluk anlaşması kapsamında hak ettiği bursların TSF tarafından zamanında ödenmemesi, federasyonun yönetimsel aksaklıklarını ortaya koyuyor. Bu gecikmeler, özellikle kadın sporculara yönelik yeterli desteği sağlamadığını düşündürüyor ve İş Bankası'nın satranç sponsorluğunu sona erdirmesiyle sonuçlanan süreçte, federasyonun kendi hatalarını sporculara yansıttığı izlenimi veriyor.
Benzer eleştiriler, Aydın'ın dışlanmasının sadece bireysel bir mağduriyet olmadığını, Türk satrancındaki sistematik sorunların bir yansıması olduğunu gösteriyor. Federasyonun turnuva fırsatları yaratmada yetersiz kalması da bu eleştirileri güçlendiriyor; başarılı bir sporcuyu uluslararası etkinliklere göndermeyerek fırsat eşitliğini sağlamamak, zaten rekabetçi bir dalda gençleri daha da zorluyor. Aydın'ın durumunda, sadece iki maç eksiği gerekçe gösterilerek milli takımdan uzak tutulması, orantısız bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor ve yakın zamanda Kadın Büyük Usta (WGM) unvanını alması beklenen bir yeteneğin motivasyonunu kırıyor gibi görünüyor.
TSF’nin Kriterleri: https://www.tsf.org.tr/federasyon/duyurular/17856-turkiye-satranc-federasyonu-milli-takimlar-secme-kriterleri
Bir değişik durum daha var; geçen sene yani 2025 Şubat ayında bu kriter yayınlandığında Aralık ayını da sayarak hesaba kattıysanız eğer, bu sene de Aralık ayını tekrar katarak sayıyorsanız iki kez saymış olmuyor musunuz?
Gülenay’ın 5 Yıl içinde A Milli Takım ile oynadığı maçlar;
Avrupa Takımlar Satranç Şampiyonası 2021 (ETCC 2021, Kasım 2021)
44. Satranç Olimpiyatı 2022 (Chennai, Temmuz-Ağustos 2022)
Dünya Gençler U16 Satranç Olimpiyatı (Ekim 2022)
Avrupa Takımlar Satranç Şampiyonası 2023 (ETCC 2023, Ekim 2023)
45. Satranç Olimpiyatı 2024 (Budapest, Eylül 2024)
Avrupa Takımlar Satranç Şampiyonası 2025 (ETCC 2025, Kasım 2025)
TSF'nin bu tutumu, genç sporculara ne mesaj veriyor? Başarı, disiplin ve fedakârlık yerine, federasyonun kişisel kaprisleri mi ön planda? Aydın gibi bir yeteneğin kenara itilmesi, Türkiye'nin uluslararası arenadaki rekabet gücünü zayıflatacak. Geçmiş başarıları hatırlayalım: 16 Yaş Altı Olimpiyat Şampiyonu, milli takımda onlarca maçta katkı, WIM unvanı ve WGM normları... Bunlar mı göz ardı ediliyor? Federasyon, şeffaf kriterler açıklamadan, "adrese teslim" kararlarla devam ederse, satranç camiası daha büyük krizlere gebe. Özellikle kadın sporcuların desteklenmesi gereken bir dönemde, bu tür uygulamalar federasyonun narsist bir yaklaşımla kendi hatalarını örtbas etmek için sporcuları hedef aldığı düşüncesini akıllara getiriyor ve mobbing benzeri yöntemlerle geleceği parlak isimlerin önüne engel koyduğu izlenimini yaratıyor.
Burada sorulması gereken soru net:
Kriter varsa herkes için mi var, yoksa kişiye göre mi esniyor?
Daha da önemlisi, TSF’nin yönetimsel hataları ve kadın sporculara yeterli destek verilmemesi nedeniyle İş Bankası sponsorluğunun sona ermesi, federasyonun bu süreçte sorumluluk almak yerine, sporcuyu adeta bir “günah keçisi” haline getirdiği gözlenmektedir.
Geleceği Olan Bir Sporcunun Önü mü Kesiliyor?
Satranç camiasında yakın gelecekte WGM (Woman Grandmaster) olması beklenen, ülkenin en parlak kadın sporcularından biri olarak gösterilen Gülenay Aydın’ın bu şekilde dışarıda bırakılması, sadece bireysel bir haksızlık değil; aynı zamanda Türk satrancının geleceğine vurulmuş bir gölge olarak değerlendirilmektedir.
Bu kararın, bir sporcuya karşı uzun süredir biriken yönetimsel gerilimlerin yansıması olduğu, sporcu üzerinde psikolojik baskı ve yıldırma hissi yarattığı yönündeki yorumlar ise ülkede geniş yankı bulmuş durumda. Genç bir sporcunun haklı isyanının bu kadar çok konuşuluyor olması, meselenin kişisel değil, sistemsel olduğunu gösteriyor. En önemlisi kurumsal kimliği yok etmektedir.
Soru artık şudur:
Başarılı, çalışkan ve geleceği parlak kadın sporcularımızı böyle mi koruyacağız?
Kriterleri esnetip sessiz kalanlara kapı açarken, ses çıkaranları dışarıda mı bırakacağız?
Kadın sporcuların emeklerini, sadece sonuçlara gelince mi hatırlayacağız?
Federasyon yönetiminin kişisel hırs ve egolarının sonuçları olarak mı hatırlayacağız?
Eğer milli forma gerçekten “adaletin, emeğin ve liyakatin” sembolüyse; bu tartışmaların görmezden gelinmesi değil, şeffaflıkla yanıtlanması gerekir.
Başkan ne diyordu: “Milli takım formasının bir ağırlığı olmalı” kusura bakma başkan sen o ağırlığı çoktan ayaklar altına serdin üstüne de milli formayı değersizleştirdin !!
Çünkü mesele yalnızca Gülenay Aydın değildir.
Mesele, yarın satranca başlayacak kız çocuklarına nasıl bir gelecek vaat etmektedir. Bu tutum tüm kız çocuklarının şevkini kıracak, kadın satrancına vurulmuş bir DARBEDİR !!
NOT: Sporcumuzun niyetinin de altını çizmek de fayda var. Bu konunun hem örnek teşkil edip başka sporcuların hakkının yenmesi. Hem de bu durumdan şu an etkilenen başka sporcularının hakkının yenmemesi. O kadar da alçak gönüllü olduğunu net söyleyebilirim.
Ve insan sormadan edemiyor:
Kızlarımıza böyle mi sahip çıkacağız? Kız ve kadın sporcularımız neden yok sayılıyor?
Sonuç olarak: Gülenay Aydın'ın hikayesi bir uyarıdır. Spor, adalet olmadan var olamaz. TSF, bu skandala derhal yanıt vermeli ve Aydın'ı hak ettiği yere geri koymalı. Aksi takdirde, İSTİFA çağrıları daha da yükselecek. Türk satrancı, yıldızlarını karanlığa gömmek yerine, onları parlatmalı. Gülenay yalnız değil, ama TSF'nin yalnızlığı her geçen gün artıyor. Kızlarımıza böyle mi sahip çıkacağız? Gelecek vadeden yetenekleri desteklemek yerine, onları engelleyen bir sistemle mi devam edeceğiz? Bu yaklaşım, Türk satrancının parlak geleceğini riske atıyor ve camianın bir an önce şeffaflık talep etmesi gerekiyor.
Keyifli okumalar dilerim.
#GulenayYalnızDegildir.
Yorumlar
Kalan Karakter: