İzmir’den Busan’a, Mehmetçiğin Unutulmayan Yolculuğu
Haziran ayı geldiğinde, tarihin tozlu sayfaları arasından bir milletin fedakârlığı yeniden yükselir. Bundan 76 yıl önce başlayan Kore Savaşı, yalnızca uzak bir coğrafyada verilen askerî bir mücadele değil; Türk milletinin cesaretini, sadakatini ve insanlık onurunu bütün dünyaya gösterdiği unutulmaz bir destandı. İzmir Alsancak Limanı’ndan gözyaşları, dualar ve gururla uğurlanan Mehmetçikler; binlerce kilometre ötede, Kore’nin buz kesen dağlarında tarihe altın harflerle yazılan kahramanlıklara imza attılar. Bugün hâlâ o günleri hatırlayanların hafızasında; mendil sallayan analar, gururla dimdik duran babalar ve dönüş yolunu gözleyen nişanlıların sessiz bekleyişleri yaşamaya devam etmektedir.
Tarih sayfalarını zihnimizde karıştırmaya başladığımızda, hafızalarımızda derin izler bırakan Kore Savaşı ve burada görev yapan Türk birliklerinin büyük başarıları ile kahramanlıkları gözlerimizin önünden adeta bir sinema şeridi gibi geçer.
Kore Savaşı, 25 Haziran 1950 tarihinde başlamış, 27 Temmuz 1953 tarihinde imzalanan ateşkes antlaşmasıyla fiilen sona ermiştir. Savaşa, Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki Türk birlikleri dört tugay hâlinde toplam 21 bin 212 askerle katılmıştır.
Savaşla ilgili çok önemli olaylar yıllar boyunca toplumla paylaşılmıştır. Özellikle Kunuri Muharebeleri’nde gösterilen destansı direniş, başlı başına askerî tarihin unutulmaz sayfaları arasındaki yerini almıştır. Türk askerinin burada gösterdiği üstün cesaret ve fedakârlık, Amerikan 8. Ordusu’nun çemberden kurtulmasını sağlamış, savaşın seyrini değiştiren önemli gelişmelerden biri olmuştur. Dünya kamuoyu da Türk askerinin disiplinini, savaş kabiliyetini ve sarsılmaz iradesini büyük takdirle izlemiştir. Amerika’nın bu fedakârlığı hiçbir zaman unutmadığı kanaatindeyim. Unuttuysa da, birilerinin onlara bunu hatırlatmasının tam sırasıdır!
Ben ayrıca, kardeşlerimizin en küçüğü, 7.si olan Nevzat’ın sevgili eşi Ayşegül’ün babası, Ordu Donatım Komutanı merhum Albay Nedim Aksu’dan hayattayken çok önemli ve etkileyici hatıralar dinleme şansını buldum. O da bir Kore kahramanı idi. Onun anlattıkları, savaşın yalnızca cephede yaşanan çatışmalardan ibaret olmadığını; hasretin, özlemin, fedakârlığın ve insan hikâyelerinin de savaşın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlamama vesile olmuştu.
Savaş süresince cephede görev yapan birlikler yaklaşık bir yıl bölgede kalıyor, ardından yerlerine taze kuvvetlerden oluşan yeni tugaylar sevk ediliyordu. Kore Savaşı’na katılan Türk birliklerinin asker değişimleri ağırlıklı olarak ABD’nin dev askerî nakliye gemileriyle deniz yolu üzerinden gerçekleştiriliyordu. Bu uzun yolculuklar, İzmir Alsancak Limanı’ndan başlayıp Hint Okyanusu rotası izlenerek Güney Kore’nin Busan Limanı’na kadar uzanıyordu.
Her geliş ve dönüş, İzmir’de adeta tarihî bir olaya dönüşürdü. Alsancak Limanı ve Cumhuriyet Meydanı coşkulu törenlerle dolup taşar; halk, kahraman Mehmetçikleri büyük sevgi gösterileriyle karşılardı. İzmir’den üç geri dönüş ve üç yeni tugay gidişi gerçekleşmişti.
Gidişler özellikle Güzelyalı (Poligon), Basmane ve Alsancak bölgelerinde hafızalara kazınan törenlerle yapılırdı. Dualar edilir, mendiller sallanır, kimi zaman sevinçle gurur birbirine karışırken gözyaşları sessizce yanaklardan süzülürdü. O günlerin atmosferi, sadece bir asker uğurlaması değil; milletçe kenetlenmenin, ortak kader duygusunun ve vatan sevgisinin büyük bir tezahürüydü.
Ben de bu geliş ve gidiş heyecanını yaşayanlardan biri olmanın mutluluğunu hayatım boyunca taşıdım. Askerler yakınlarıyla hasret giderirken, gurur ve gözyaşı aynı anda yaşanırdı. Bizler de bu duygulu sahneleri derinden etkilenerek izlerdik.
Dönen askerlerin bir bölümü, Kore’den getirdikleri farklı hediyelik eşyaları Cumhuriyet Meydanı’nda yere serdikleri örtüler üzerinde sergileyip satarlardı. O yıllarda uzak Doğu’dan gelen bu eşyalar biz çocuklara son derece ilginç ve gizemli görünürdü. Ben de o günlerde çok güzel bir fotoğraf makinesi satın almıştım. Uzun yıllar boyunca o makineyle nice aile hatırasını, dost meclislerini ve yaşanmış anıları ölümsüzleştiren fotoğraflar çektim. Şimdi düşünüyorum da, belki de o makinenin objektifine yansıyan her karede Kore’den taşınan bir hatıranın sessiz izi vardı.
Aradan 76 yıl geçmiş olmasına rağmen, Kore Savaşı’nın hatıraları milletimizin vicdanında hâlâ canlılığını korumaktadır. Kore’ye giden Mehmetçiklerimiz yalnızca savaşmadılar; Türk milletinin mertliğini, yardımseverliğini ve insan sevgisini de dünyanın öbür ucuna taşıdılar. Nitekim bugün Güney Kore’de Türk askerine duyulan sevgi ve saygının temelinde de bu unutulmaz fedakârlık yatmaktadır.
Bu vesileyle, Kore Savaşı’na katılan bütün kahraman gazilerimizi sevgi, saygı ve minnetle anıyor; şehit düşen Mehmetçiklerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun.
Sevgi ve saygılarımla
Yorumlar
Kalan Karakter: