İnsan, yeryüzünde yalnızca yaptıklarıyla değil; söyledikleriyle, sustuklarıyla ve en çok da söyleyiş biçimiyle tanınır. Çünkü kelimeler sadece dudaklardan dökülen sesler değildir; onlar kalbin aynası, vicdanın tercümanı ve şahsiyetin sessiz imzasıdır. Bir insanın ilmi, makamı, serveti ve şöhreti ne kadar büyük olursa olsun, kullandığı üslup kadar kıymet görür. Zira üslup, insanın iç dünyasının dışarıya yansıyan en berrak aynasıdır.
Toplumlar yalnız kanunlarla ayakta durmaz; onları asıl ayakta tutan, insanların birbirlerine karşı gösterdikleri saygı, nezaket ve edeptir. Edep ortadan kalktığında güven kaybolur; güven kaybolduğunda huzur zedelenir; huzurun olmadığı yerde ise ne ilim yeşerir ne de hikmet kök salar.
Bugün sıkça dile getirilen ve tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’ya atfedilen şu ifade, bu hakikati veciz bir şekilde özetler:
“Üslubunu bozan insana tahammülüm yok.”
Bu söz, yalnızca güzel konuşmaya dair bir tavsiye değil; insanın karakterini korumasına yönelik güçlü bir uyarıdır. Çünkü üslubunu kaybeden, çoğu zaman ölçüsünü de kaybeder. Ölçüsünü kaybeden ise haklı olduğu meselede bile haksız duruma düşebilir.
Asırlar öncesinden günümüze seslenen büyük şair ve hikmet ehli Sadi Şirazi ise bu gerçeği çok daha derin bir ifadeyle dile getirir:
“Lafta ölçü bilmeyen, edepsizlikte sınır tanımaz.”
Bu cümle, yalnızca bir söz değil; insanlık tarihine bırakılmış ahlaki bir pusuladır. Çünkü edepsizlik çoğu zaman kaba davranışla başlamaz; önce dile yerleşir. Kelimeler hoyratlaşınca kalpler katılaşır. Kalpler katılaştığında merhamet azalır. Merhametin çekildiği yerde ise ne adalet yeşerir ne de kardeşlik yaşayabilir.
Ne acıdır ki çağımızda birçok insan nezaketi zayıflık, kabalığı cesaret, kırıcılığı ise doğruluk zannetmektedir. Oysa hakikati bağırarak söylemek marifet değildir. Marifet, en ağır gerçeği bile insan onurunu incitmeden ifade edebilmektir. Çünkü güzel üslup, hakikatin en zarif elbisesidir.
İlim insana bilgi kazandırır; bu çok doğru! Fakat edep, o bilgiyi insanlığa faydaya dönüştürür. Bilgi aklı büyütür; edep ise gönlü olgunlaştırır. Bu daha da doğru! Bilginin olmadığı yerde cehalet vardır; fakat edebin olmadığı yerde bilgi bile kibire dönüşebilir. Bu ise tam doğrudur! Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Nice âlimler vardır ki ilimleri kadar tevazularıyla hatırlanırlar; nice bilgili insanlar da kibirleri ve kırıcı üslupları sebebiyle gönüllerden silinip gitmişlerdir.
Bir insanın gerçek büyüklüğü, karşısındaki insana nasıl davrandığında gizlidir. Kendisinden daha güçlü olana gösterilen nezaket değil; kendisinden daha güçsüz olana gösterilen saygı, gerçek karakterin ölçüsüdür. Çünkü edep, şartlara göre değişen bir davranış değil; insanın özüyle taşıdığı ahlaki bir duruştur.
Düşünceler farklı olabilir. İnançlar farklı olabilir. Hayata bakışlar farklı olabilir. Fakat saygı ortak olmalıdır. Zira fikir ayrılığı medeniyet doğurabilir; fakat üslup bozukluğu yalnızca düşmanlık üretir. İnsanlar çoğu zaman fikirlerinden değil, birbirlerine hitap ediş biçimlerinden dolayı birbirlerinden uzaklaşırlar.
Unutmamak gerekir ki sert söz, yalnız muhatabını yaralamaz; sahibinin de seviyesini ortaya koyar. Güzel söz ise yalnız karşıdakini mutlu etmez; söyleyenin de ahlakını yüceltir. Çünkü insan, ağzından çıkan her kelimeyle ya kendi değerini yükseltir ya da kendi itibarını eksiltir.
Bir aileyi ayakta tutan yalnız sevgi değildir; sevginin dili olan nezakettir. Bir milleti güçlü yapan yalnız ekonomi değildir; birbirine duyduğu hürmettir. Bir medeniyeti yücelten yalnız ilim değildir; ilmi kuşatan edeptir. Çünkü edep, medeniyetin görünmeyen temelidir.
Bugün çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras servet değil, güzel ahlaktır. Güzel ahlakın ilk kapısı ise güzel konuşmaktır. Evlerde yükselen sesler değil, yükselen saygı nesilleri yetiştirir. Çünkü çocuklar kulaklarıyla değil, gördükleri örneklerle büyürler.
Konuşmadan önce düşünmek, eleştirmeden önce anlamaya çalışmak, haklı olmaktan önce adil olmayı tercih etmek; işte gerçek olgunluk budur. İnsan, kelimelerini seçtiği kadar kaderini de şekillendirir. Zira her söz sahibinden bir iz taşır; her üslup ise bir karakter inşa eder.
Bugün her zamankinden daha fazla sözüne sahip çıkan insanlara ihtiyaç vardır. Bilgisini nezaketle birleştiren, hakikati edep ile söyleyen, farklı düşüneni düşman değil insan olarak görebilen gönül sahiplerine ihtiyaç vardır. Çünkü toplumlar yalnız büyük projelerle değil, büyük karakterlerle yükselir. Büyük karakterlerin en belirgin vasfı ise dillerini öfkelerine değil; akıllarına, vicdanlarına ve edeplerine emanet etmeleridir.
Geliniz; kelimelerimizi öfkenin değil, hikmetin hizmetine verelim. Üslubumuzu kırıcılığın değil, zarafetin gölgesinde koruyalım. Fikirlerimizi cesaretle ifade ederken, insan onurunu incitmemeyi de en büyük sorumluluğumuz bilelim. Çünkü söz uçar denilse de bıraktığı iz çoğu zaman ömür boyu silinmez.
Öyleyse her cümlenin eşiğinde kendimize şu soruyu soralım: Söyleyeceğim söz yalnız doğru mu, yoksa aynı zamanda edepli, ölçülü ve insanca mı?
Çünkü insanı büyük yapan yalnız ne bildiği değildir; bildiğini hangi üslupla söylediğidir. Edep, insanın en kıymetli ziynetidir. Üslup ise o ziynetin parıltısıdır. Sözün ölçüsünü koruyanlar yalnız kendilerini değil, içinde yaşadıkları toplumu da yüceltirler. Medeniyet önce dilde başlar; sonra kalpte kök salar; nihayet davranışlarda hayat bulur.
Son söz olarak şunu unutmamak gerekir ki; bir insanın gerçek asaleti makamıyla değil, üslubuyla; bilgisiyle değil, o bilgiyi hangi edep ve nezaket içinde ifade ettiğiyle anlaşılır. Kelimeler gelip geçer, fakat onların gönüllerde bıraktığı iz yıllarca silinmez. Bu sebeple dilimizi öfkenin değil hikmetin, kibirin değil tevazunun, kırıcılığın değil nezaketin emrine vermeliyiz. Zira söz insanın kalbinden doğar; üslup ise karakterinden… Kalbi güzel olanın sözü de güzeldir. Sözü güzel olanın tesiri kalıcıdır. Temennimiz odur ki, düşüncelerimizin kuvveti kadar üslubumuzun zarafetiyle de örnek olabilelim; hakikati söylerken edebi, eleştirirken insafı, konuşurken ölçüyü ve her şartta insan olmanın vakarını muhafaza edebilelim.
Çünkü unutulmamalıdır ki; medeniyet önce dilde başlar, edep gönüllerde kök salar, güzel üslup ise insanı insana, toplumu da geleceğe bağlayan en sağlam köprüdür.
Sevgi ve saygıyla.
Yorumlar
Kalan Karakter: