İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Sözcüsü Uğur İnan Atmaca’nın afetlerle mücadeleye ilişkin açıklamalarına yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Açıklamada, Atmaca’nın iddialarının mesnetsiz olduğu savunularak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amaçlandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AKP Grup Sözcüsü Sayın Uğur İnan Atmaca’nın gündeme gelebilmek adına sık sık başvurduğu ‘çamur atma siyaseti’ bu kez de afetlerle mücadele gibi önemli bir konuda karşımıza çıktı.
Kamu mevzuatını bilmeden, kent hafızasına sahip olmadan, meclisinde yer aldığı yerel yönetim biriminin yakın tarihini bile öğrenmeden siyaset yapmaya çalışmanın ne yazık ki böyle trajik sonuçları da oluyor.”
Açıklamanın devamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İnşaat Mühendisleri Odası’nın kamu kurumu niteliği taşıdığına dikkat çekildi:
“Sayın Atmaca’ya İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İnşaat Mühendisleri Odası’nın birer şirket olmadığını, iki saygın kamu kurumu olduğunu mu anlatalım, aynı işbirliğinin 2011 yılından beri devam ettiğini mi hatırlatalım.
Yoksa neresinden tutsanız elinizde kalacak iddialarla, afetlere karşı alınacak önlemler gibi hayati önem taşıyan bir faaliyeti sekteye uğratma çabasının vebalini mi…”
Siyasetin sorumluluk gerektirdiği vurgulanan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Siyaset, dikkat çekebilmek için her aklınıza geleni söyleyebileceğiniz, kişileri ve kurumları mesnetsizce karalayabileceğiniz, bu kadar ucuz bir faaliyet alanı değildir.”
Atmaca’ya çağrıda bulunulan bölümde ise şu sözler yer aldı:
“Bilmediğiniz, anlamadığınız, çalışmadığınız konularda büyük laflar etmeyin.
İster resmi yollardan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, ister doğrudan şahsımıza sorarak bilgi edinin. İşin doğrusunu öğrenin. Kamuoyu önünde spekülasyon yaratma şehvetiyle zihinleri bulandıracak ithamlarda bulunmayın.
Belki siyasetin böylesinden keyif alıyorsunuz ama unutmayın ki ‘suizan’ ve ‘iftira’ aynı zamanda haramdır.”
Açıklamanın ilerleyen bölümünde, kamuoyunda oluşabilecek soru işaretlerine karşı teknik ve hukuki bilgilere yer verildi:
“İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilgili meslek odaları arasında yapılan teknik iş birliği protokolleri kapsamındaki çalışmalar ilk kez 2011 yılında başlatılmıştır.
Karşıyaka ilçesinde benzer teknik çalışmanın yürütülmesine yönelik bahsi geçen protokol de, 15 yıldır devam eden bu kurumsal iş birliğinin doğal bir devamı niteliğindedir. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ilgili komisyonlarında görüşülmüş, oy birliğiyle alınan karar doğrultusunda meclis iradesiyle onaylanmıştır.
Yani bu çalışmanın herhangi bir kamu görevlisinin kişisel inisiyatifiyle açıklanması mümkün değildir.”
Deprem sonrası yürütülen çalışmalara da değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ülkemizde son yıllarda meydana gelen depremler sonrası, mevcut yapıların deprem riski açısından değerlendirilmesine yönelik çalışmaların önemi artmıştır. Bu kapsamda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yapı stoku envanteri çalışmaları, İl Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.”
Çalışmaların yasal dayanakları ve uygulandığı ilçeler ise şöyle sıralandı:
“Söz konusu çalışmalar; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7/u maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 53 ve 75/c maddeleri uyarınca alınan Belediye Meclisi kararlarına dayanarak Balçova ve Seferihisar (2011), Bayraklı (2021), Bornova (2022) ve Karşıyaka (2025) ilçelerinde uygulanmıştır.”
Açıklamada iş birliklerinin akademik ve kurumsal çerçevede yürütüldüğü vurgulanarak şu ifadeler kullanıldı:
“Yapı stoku envanteri ve yapısal değerlendirme çalışmaları, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ile imzalanan hizmet protokolleri kapsamında, ilgili akademisyenler tarafından yürütülmüş; tüm çalışmalar protokol hükümlerine uygun şekilde tamamlanarak sonuç raporları idaremize teslim edilmiştir.
Söz konusu protokoller, Belediye Meclisinin ilgili komisyonlarında oy birliği ile kabul edilmiş olup, hizmet bedelleri protokollerde belirtilen hükümler doğrultusunda ödenmiştir.”
Son olarak TMMOB’nin hukuki statüsüne dikkat çekildi:
“TMMOB ve bağlı meslek odaları, Anayasanın 135. maddesi kapsamında kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olup, yönetim kurullarında görev alan üyeler gönüllülük esasına göre çalışmakta ve herhangi bir ücret almamaktadır.”
Yorumlar
Kalan Karakter: