Cumhuriyet Halk Partisi'nin ( CHP) İzmir’de belediye başkan aday adayları ve meclis üyesi aday adaylarında adeta sayısal anlamda patlama yaşandı. Bunda seçilme garantisi olma olasılığı mı, görev aşkı mı, makam ve mevki aşkı mı etken oldu, ayrı bir analiz konusu. Yalnız Karşıyaka Belediye Başkanı sayın Dr. Cemil Tugay’ı ayrı tutmak lazım. Cemil Tugay “Karşıyaka olmazsa zor ilçeyi isterim” diyor. İşte bu, kazanma garantisi gibi görünen yeri herkes ister, önemli olan zoru istemek. Aslında sayın Tugay’ın gönlünden Büyükşehir geçiyor. Hatta adaylık başvurusunu CHP genel merkezinde yaptı, hem de CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmesinin hemen ardından. Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay “Benim doğallığımda olmam gereken yer Karşıyaka’dır” diye gönlünden geçeni ortaya koymuş oldu.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Tunç Soyer aynı zamanda CHP’den aday adayı. Tunç Soyer’i diğer aday adaylarından ayırmak lazım. Bence Tunç Soyer’in hiç tartışmasız İstanbul ve Ankara gibi yok anketmiş, yok memnuniyetmiş, yok yoklamaymış, vs. hiç birine gerek görülmeden doğrudan aday olarak açıklanmasıydı. CHP bu şekilde İzmir’i tartışmaya açmış oluyor. Diğer belediye başkan aday adayları ne diyecek? CHP çok başarılıydı, ben daha çok başarılı olacağım mı diyecek, yoksa mevcut başkan Tunç Soyer başarısızdı o yüzden aday oldum mu diyecek?!
İki başkan adayının açıklaması hayli ilginç. Kendi açıklamalarına göre, bir gün bürolarında oturuyorlarmış, televizyonda İzmir’e İstanbul’dan aday geliyor haberi görünce “İzmir sahipsiz değildir, ithal aday istemiyoruz” diye hemen partiye gidip adaylık dosyası almışlar. Bu tepkilerini ortaya koymanın başka yol ve yöntemi olabilirdi oysa!
İstanbul’dan gelen aday kim? Tabii ki İzmir’den İstanbul’a giden ve şimdi İstanbul’dan gelen Buğra Gökçe. Amerikan kovboy filmleri şöyle başlar: Kasabaya atıyla bir kovboy gelir, kasabanın bir sorunu vardır, onu çözer ve kasabalı onun şerif olmasını ister, göğsüne şerif yıldızı takar.
Buğra Gökçe’nin şerif yıldızı takıp takmayacağını henüz bilmiyoruz ama izlediği stratejiye göre kasabanın ileri gelenleri ile arasının iyi olduğunu biliyoruz. Sayın Buğra Gökçe İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde başkan Tunç Soyer’in Genel Sekreteri iken İstanbul’a sayın Ekrem İmamoğlu’nun Genel Sekreter yardımcısı olarak gitti. Bilmiyoruz ve bugünden acaba diyoruz, Tunç Soyer onun müstakbel rakibi olacağını öngördü de onun için mi İstanbul’a gönderdi, yoksa Buğra Gökçe mi kasabaya daha güçlü dönmek için İstanbul’a gitti.
Kasabadan gitmeden önce Buğra Gökçe için duygulu veda mesajları yayımlayan kasabanın ileri gelenleri kasabaya dönen Buğra Gökçe’yi ilk karşılayan oldular. Veya Buğra Gökçe kendisine ilk destek olarak İzmir burjuvazisini gördü. İzmir Ticaret Odası (İzTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ziyaretleriyle aday adaylığı görücülüğüne çıkan Buğra Gökçe sonrasında taban desteği gerektiğini düşünmüş olacak ki CHP ilçeleri ziyaretlerine başladı.
Konak Belediye Başkanı Abdül Batur’un Büyükşehir aday adaylığına şaşırdığımı söylemeliyim. Sayın Batur’a Aziz Kocaoğlu döneminde ne zaman aday mısınız diye sorsam “Aziz Bey adaysa ben olmam” diye cevap vermişti. Şimdi de aynı tavrını gösterip “Tunç Soyer adaysa ben aday olmam” demesini beklerdim. Aday olmak pek tabii ki hakkı ama ne bileyim önceki dönemlere ilişkin bende uyandırdığı izlenim böyle.
Gazeteci arkadaşım Atila Sertel belediyecilikte Yüksel Çakmur dönemlerinden beri tecrübeli. Genç yaşından beri siyasette pişti ve milletvekilliği yaptı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanlığı yaptı. Şimdi Büyükşehir Belediye Başkanlığında tecrübelerini uygulamak istiyor ve en önemli söylemi: Ön seçim istiyor!
Önceki dönem Bornova Belediye Başkanlığı yapan Olgun Atila bu dönem Büyükşehir için aday adayı oldu. Önceki dönemde Aziz Kocaoğlu’nun ekibinden diye bildiğim Olgun Atila şimdi tek başına mı yoksa bir ekiple mi hareket ediyor bilemiyorum. Televizyon haberciliği yaptığım dönemde babası sevgili Halil Atila’yı hayırseverliğiyle tanırdım.
Bu seçimde Aziz Kocaoğlu ağırlığı olacak mı, olmayacak mı? CHP Genel Başkan Sözcüsü Av. Deniz Yücel ve CHP gölge bakanlarından Murat Bakan Aziz Kocaoğlu’nun kontenjanındandı. Aziz Kocaoğlu’nun Tunç Soyer ile “başkanlık yöntemlerinde” anlaşamadıkları kendi beyanıydı.
İzmir için gerçekten parti tabanının mı isteği olacak, yoksa Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel arasında tercihte “senin dediğin de olmasın benim dediğim de olmasın” diye çok başka birisi mi olacak?!
Ben objektif olarak analiz yapmaya çalıştım, şüphesiz tek yazıyla bitmez. Şöyle dersem objektifliğimin dışına çıkar mıyım, siz karar verin: İzmir’de bir dönem bir başkan için yetmez, başlanan projelerin bitmesi bir döneme sığmaz. Buca metrosu, Narlıdere metrosu, Yeşildere EXPO alanı vs. projelerin devamı gerekir ve bunun için de Tunç Soyer ile devam en doğru en mantıklı olanıdır. Ben Tunç Soyer’i projeler ile sınamam, Tunç Soyer’i İzmir’e getirmeye çalıştığı kent felsefesi ile, birlikte yönetme ilkeleriyle tanırım. Bir dönem daha görevinde kalması ve CHP'nin en kısa zamanda tartışmalara son vermesi gerekir. Hele ki Aydın’dan veya başka yerlerden gelecek ithal adayları aklıma dahi getirmek istemiyorum.