Yeni bir randomize çalışmaya göre kahve tüketimi, düzensiz kalp atışlarına yol açan ve tedavi edilmediğinde kalp yetmezliği ile bunama riskini artırabilen atriyal fibrilasyona karşı koruyucu etki gösterebilir.
Araştırmanın başyazarlarından, Avustralya Adelaide Üniversitesi’nden kardiyoloji profesörü Christopher Wong, geçmişte kardiyologların bu hastalara kahveyi azaltmalarını ya da tamamen bırakmalarını önerdiğini hatırlatarak, bunun kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle ritim bozukluğunu tetikleyebileceği düşüncesine dayandığını söyledi.
Yaklaşık 200 hastayla yürütülen çalışmada katılımcılar yazı tura yöntemiyle iki gruba ayrıldı. Bir gruptan her gün en az bir fincan kahve içmeleri istenirken, diğer gruptan kahveden tamamen kaçınmaları istendi. Sonuçlara göre, düzenli kahve tüketen grupta atriyal fibrilasyon ataklarının tekrarlama riski yüzde 17 daha düşük çıktı ve ilk atağa kadar geçen sürenin daha uzun olduğu görüldü.
Wong, bu etkinin olası nedenleri arasında kahvenin diüretik etkisiyle kan basıncını düşürmesi ve kişilerin günlük fiziksel hareketliliğini artırmasını gösterdi.
Araştırmada kahvenin iltihaplanma üzerindeki etkisi de ele alındı. Kronik inflamasyonun kalp ve damar hastalıklarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekilirken, kahvenin içerdiği çok sayıda biyoaktif bitkisel bileşik ve antioksidanın inflamasyonu azaltabileceği belirtildi. Wong, kahvenin yüzlerce hatta binlerce biyoaktif bileşen içerdiğini ve bunların bir kısmının daha iyi kalp sağlığıyla ilişkilendirildiğini ifade etti.
British Heart Foundation’dan kıdemli diyetisyen Tracy Parker ise benzer yararlı bileşiklerin meyve ve sebzelerde de bulunduğunu hatırlatarak, kafeinin bazı kişilerde çarpıntı ve huzursuzluk yaratabileceğine dikkat çekti.
Kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle fiziksel aktiviteyi artırabileceği de araştırmanın dikkat çeken bulguları arasında yer aldı. Çalışmalar, kahve tüketen kişilerin tüketmeyenlere kıyasla günde ortalama yaklaşık bin adım daha fazla attığını gösteriyor. Wong, artan fiziksel aktivitenin kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını ve bunun daha düşük ritim bozukluğu oranlarını kısmen açıklayabileceğini söyledi.
Öte yandan son yıllarda “bağırsak-kalp ekseni” olarak tanımlanan ilişki üzerine yapılan araştırmalar da kahvenin olası faydalarına işaret ediyor. Nature Microbiology dergisinde yayımlanan bir çalışmada, kahve tüketimi ile 115 farklı bağırsak bakterisi türü arasında pozitif ilişki tespit edildi. Uzmanlar, kahvenin prebiyotik etki göstererek yararlı bakterileri besleyebileceğini ve bunun dolaylı olarak kalp sağlığını destekleyebileceğini belirtiyor.
Kahvenin tansiyon üzerindeki etkisine dair yaygın inanışın aksine, uzmanlar kafeinin çoğu kişide tansiyonu yalnızca kısa süreli olarak yükselttiğini vurguluyor. Düzenli kahve tüketiminin, diüretik etkisi sayesinde uzun vadede tansiyon üzerinde dengeleyici bir rol oynayabileceği ifade ediliyor.
Bazı çalışmalar ise kafein tüketiminin kilo, vücut kitle indeksi ve vücut yağ oranında azalma ile ilişkili olabileceğini gösteriyor. Wong, kafein alan kişilerde ortalama kilo kaybının biraz daha yüksek göründüğünü ve bunun metabolizmayı hızlandırıcı etkiden kaynaklanabileceğini dile getirdi.
Yorumlar
Kalan Karakter: