PARA PARA PARA!
Varlığı bir dert, yokluğu yara...
der bir şarkı sözünde...
Bu soru, insanlığın en eski sorularından biri aslında.
Bugün ise sorunun kılık değiştirmiş hâliyle karşı karşıyayız:
Daha pahalı telefon, daha lüks ev, daha çok tatil… Peki, daha çok mutluluk?
Para, modern dünyanın kutsal anahtarı gibi. Kapıları açıyor, seçenekleri çoğaltıyor, hayatı “kolaylaştırıyor.” Ama kolaylaşan her şey mutlu eder mi? İşte asıl mesele burada başlıyor.
Bir insanın açken mutlu olması mümkün mü? Hayır!
Güvende değilken, sağlık sorunlarıyla boğuşurken, borç batağındayken mutlu olması da çok zor
Bu yüzden paranın mutlulukla bir ilişkisi olduğu yadsınamaz. Ama bu ilişki, sandığımız kadar romantik değildir.
Para mutluluğun kendisi değil; sadece onun için uygun ortamı hazırlayan bir faktördür.
Bugün pek çok insan, “Biraz daha param olursa her şey düzelecek” cümlesiyle yaşıyor.
Hep biraz...
O biraz, nedense hiçbir zaman gelmiyor. Çünkü insan, sahip olduklarına değil, eksiklerine odaklanma konusunda son derece yetenekli bir varlık.
Daha büyük ev isteyen, sonra bahçeli ev ister. Bahçeli eve kavuşan, deniz manzaralıyı hayal eder. Deniz manzarası olan, “Neden yurt dışında değil?” diye sorar. Bu zincirin sonu yoktur. Çünkü doyumsuzluk, insanın içinden beslenir.
İşte bu yüzden bu işin sırrı
paraya yüklediğimiz anlamdadır. Biz parayı sadece bir araç olarak değil, çoğu zaman bir “kurtarıcı” olarak görürüz. Oysa para, karakteri güzelleştirmez, yalnızlığı iyileştirmez, travmaları sarmaz, sevgi üretmez.
Bazen düşünürüm da : Parayla satın alınan şeyler, neden bu kadar hızlı eskiyor? Aldığımız kıyafet, bir süre sonra dolabın köşesine atılıyor.
Hayalini kurduğumuz telefon birkaç ay sonra sıradanlaşıyor. Büyük heyecanla gidilen tatil, sosyal medyada paylaşılıp bitince anlamını yitiriyor.
Çünkü biz mutluluğu nesnelerde arıyoruz, ama mutluluk bir nesne değildir. O bir histir. Ve hisler, alışkanlıkla körelir.
Gerçek mutluluk çoğu zaman satın alınamayan şeylerin içinde saklıdır.
Sabah uyandığında “Bugün de yaşıyorum” diyebilmek, birinin seni gerçekten dinlemesi, içini açabildiğin bir dost, samimi bir kahkaha, yolda yürürken bir çocukla göz göze gelip gülümsemek… Bunlar kredi kartıyla alınmaz.
Para , mutluluğun altyapısını güçlendirebilir. Ama binayı kuran o değildir.
En büyük yanılgımız şu: Mutluluğu geleceğe erteliyoruz.
Paranın satın alamadığı şeylerin listesi uzundur: İç huzur, Vicdan rahatlığı, Gerçek sevgi, Aidiyet duygusu, Anlamlı bir yaşam hissi…
Ve belki de en önemlisi: Kendinle barışmak.
Parayla mutluluk satın alınmaz; ama mutsuzluk satın almak mümkündür.
Paranın büyüsü ile yanlış insanlarla kurulan ilişkiler, başkalarının hayatına özenerek yaşamak, kendini sürekli kıyaslamak, sahte bir hayatı sürdürmek…
Belki de asıl soruyu değiştirmeliyiz:
“Parayla mutluluk satınalınır mı?” yerine, “Ben mutluluğu nerede arıyorum?”
Çünkü yanlış yerde aranan doğru şey değildir.
Ve bazen en büyük zenginlik, cebimizde değil; kalbimizde taşıdıklarımızdır.
Unutmayın maddi gücü/nüz nedeniyle itibar ettikleriniz sizi kendiniz olmaktan uzaklaştırır.
Esen kalın, mutlu kalın...
PARA PARA PARA!
Varlığı bir dert, yokluğu yara...
der bir şarkı sözünde...
Bu soru, insanlığın en eski sorularından biri aslında.
Bugün ise sorunun kılık değiştirmiş hâliyle karşı karşıyayız:
Daha pahalı telefon, daha lüks ev, daha çok tatil… Peki, daha çok mutluluk?
Para, modern dünyanın kutsal anahtarı gibi. Kapıları açıyor, seçenekleri çoğaltıyor, hayatı “kolaylaştırıyor.” Ama kolaylaşan her şey mutlu eder mi? İşte asıl mesele burada başlıyor.
Bir insanın açken mutlu olması mümkün mü? Hayır!
Güvende değilken, sağlık sorunlarıyla boğuşurken, borç batağındayken mutlu olması da çok zor
Bu yüzden paranın mutlulukla bir ilişkisi olduğu yadsınamaz. Ama bu ilişki, sandığımız kadar romantik değildir.
Para mutluluğun kendisi değil; sadece onun için uygun ortamı hazırlayan bir faktördür.
Bugün pek çok insan, “Biraz daha param olursa her şey düzelecek” cümlesiyle yaşıyor.
Hep biraz...
O biraz, nedense hiçbir zaman gelmiyor. Çünkü insan, sahip olduklarına değil, eksiklerine odaklanma konusunda son derece yetenekli bir varlık.
Daha büyük ev isteyen, sonra bahçeli ev ister. Bahçeli eve kavuşan, deniz manzaralıyı hayal eder. Deniz manzarası olan, “Neden yurt dışında değil?” diye sorar. Bu zincirin sonu yoktur. Çünkü doyumsuzluk, insanın içinden beslenir.
İşte bu yüzden bu işin sırrı
paraya yüklediğimiz anlamdadır. Biz parayı sadece bir araç olarak değil, çoğu zaman bir “kurtarıcı” olarak görürüz. Oysa para, karakteri güzelleştirmez, yalnızlığı iyileştirmez, travmaları sarmaz, sevgi üretmez.
Bazen düşünürüm da : Parayla satın alınan şeyler, neden bu kadar hızlı eskiyor? Aldığımız kıyafet, bir süre sonra dolabın köşesine atılıyor.
Hayalini kurduğumuz telefon birkaç ay sonra sıradanlaşıyor. Büyük heyecanla gidilen tatil, sosyal medyada paylaşılıp bitince anlamını yitiriyor.
Çünkü biz mutluluğu nesnelerde arıyoruz, ama mutluluk bir nesne değildir. O bir histir. Ve hisler, alışkanlıkla körelir.
Gerçek mutluluk çoğu zaman satın alınamayan şeylerin içinde saklıdır.
Sabah uyandığında “Bugün de yaşıyorum” diyebilmek, birinin seni gerçekten dinlemesi, içini açabildiğin bir dost, samimi bir kahkaha, yolda yürürken bir çocukla göz göze gelip gülümsemek… Bunlar kredi kartıyla alınmaz.
Para , mutluluğun altyapısını güçlendirebilir. Ama binayı kuran o değildir.
En büyük yanılgımız şu: Mutluluğu geleceğe erteliyoruz.
Paranın satın alamadığı şeylerin listesi uzundur: İç huzur, Vicdan rahatlığı, Gerçek sevgi, Aidiyet duygusu, Anlamlı bir yaşam hissi…
Ve belki de en önemlisi: Kendinle barışmak.
Parayla mutluluk satın alınmaz; ama mutsuzluk satın almak mümkündür.
Paranın büyüsü ile yanlış insanlarla kurulan ilişkiler, başkalarının hayatına özenerek yaşamak, kendini sürekli kıyaslamak, sahte bir hayatı sürdürmek…
Belki de asıl soruyu değiştirmeliyiz:
“Parayla mutluluk satınalınır mı?” yerine, “Ben mutluluğu nerede arıyorum?”
Çünkü yanlış yerde aranan doğru şey değildir.
Ve bazen en büyük zenginlik, cebimizde değil; kalbimizde taşıdıklarımızdır.
Unutmayın maddi gücü/nüz nedeniyle itibar ettikleriniz sizi kendiniz olmaktan uzaklaştırır.
Esen kalın, mutlu kalın...
Yorumlar
Kalan Karakter: