İster deodorant satın alın ister haber okuyun, dijital dünyada görünür olmanın ilk şartı Google tarafından “görülmek”. Medya sektörü de yaklaşık çeyrek yüzyıldır bu kurallara göre oyun kuruyor. Habercilikte bu yaklaşım “SEO haberciliği” olarak adlandırılıyor. Ancak bu yöntem, uzun süredir olumsuz çağrışımlarla anılıyor.
Birbiri ardına sıralanan sorular, asıl bilgiye bir türlü ulaşamayan metinler, okuru yalnızca tıklamaya zorlayan başlıklar… “SEO haberi” denildiğinde akla gelen tablo tam olarak bu.
Onedio’nun İçerik Yöneticisi Levent Yaşar, okurun yaşadığı hayal kırıklığını şöyle anlatıyor:
“Okur; ne zaman, nerede, saat kaçta, hangi kanalda gibi temel bilgileri öğrenmek için habere giriyor. Ancak bu bilgilere ulaşana kadar lafı dolandıran, tıklanma amacıyla aynı soruları farklı şekillerde tekrar eden bir metni okumak zorunda kalıyor. Bir cümlelik bilgi için sayfayı aşağı doğru kaydırırken reklamlardan kaçmaya çalışıyor. Okurun bu tür içeriklerden nefret etmesi çok doğal. Medya sektörü kendi eliyle okuru kendinden uzaklaştıran bir canavar yarattı.”
Euronews ve NTV için teknoloji haberleri hazırlayan gazeteci Çağla Üren de benzer bir noktaya dikkat çekiyor. Üren’e göre SEO odaklı yayıncılık, medyayı giderek daha “reklamsı” bir yapıya sürüklüyor:
“Gazetecilik refleksi yerini tamamen algoritma refleksine bıraktı.”
Fasit Daireden Çıkış Arayışı
Medyanın içine düştüğü tablo, kolay çıkışı olmayan bir döngüye işaret ediyor. Okur içerik için para ödemek istemiyor. Haber üretimi maliyetli olduğu için medya reklam gelirine bağımlı kalıyor. Reklam verenler ise geniş kitlelere ulaşan mecraları tercih ediyor. Sonuç: Daha çok tıklanan, daha çok görünen içerik üretme baskısı.
Bu baskı, medya kuruluşlarını Google gibi platformlara daha da bağımlı hale getiriyor. Görünür olabilmek için “clickbait” yöntemlerine başvuruluyor, SEO teknikleriyle şişirilmiş içerikler üretiliyor. Ortaya ise çok laf, az bilgi içeren bir “haber çöplüğü” çıkıyor.
Çağla Üren’e göre ironik olan şu: Bu çöplük, sorunun merkezinde yer alan Google’ı bile rahatsız edecek boyuta ulaşmış durumda.
“Google’ın hamleleri yaklaşık 25 yıldır gazeteciliğin yapılış biçimini değiştiriyor. Böyle bir gücün olması korkutucu. Google uzun süredir bu çöplüğü temizleyeceğini söylüyordu ama kimse bu kadar sert bir adım beklemiyordu. 2022’de ChatGPT’nin ortaya çıkmasıyla yeni bir döneme girildi. İnsanlar bilgiyi sitelerde aramak yerine, veriyi tarayıp özetleyen yapay zekâya yöneldi. Google da buna algoritma değişikliğiyle karşılık verdi. Artık ‘kaliteli içerik’ bir tercih değil, hayatta kalma şartı.”
Google’ın “Sevdiği” Haber Değişti
Google’ın hangi içerikleri öne çıkaracağı konusu ise yıllar içinde sürekli değişti. Cumhuriyet Gazetesi internet sitesi SEO ekibinden Nilay Küçük, bu belirsizliğe dikkat çekiyor:
“10 yıl önce geçerli olan SEO kurallarıyla bugünküler aynı değil. Google bunu güncellemelerle değiştiriyor ama ‘şöyle bir değişiklik yapıyorum’ diye açıklamıyor. Siz de deneme yanılma yöntemiyle öğreniyorsunuz.”
Onedio’dan Levent Yaşar ise geçmişte yapılan “Kuru fasulyenin faydaları” gibi absürt başlıklı SEO içeriklerinin artık trafik getirmediğini söylüyor. Yaşar’a göre haber siteleri bugün daha çok “sıcak gündem” odaklı içeriklere yönelmiş durumda.
Ancak değişen algoritmaların verdiği mesaj net: Tık tuzağıyla ayakta kalma dönemi sona eriyor. Medya için artık soru şu değil; Google’ın neyi sevdiği. Asıl mesele, okurun güvenini yeniden kazanıp kazanamayacağı.
Yorumlar
Kalan Karakter: