Türkiye’nin ceza ve infaz sisteminde köklü bir dönüşüm süreci başlıyor. Adalet Bakanlığı, suç-yaptırım dengesini yeniden kurmak ve hükümlülerin cezaevi sonrası yeniden suç işlemesini engellemek amacıyla kapsamlı bir eylem planı hazırladı. Yeni modelde temel hedef, yalnızca cezalandırmak değil; bireyi iyileştirerek topluma yeniden kazandırmak olarak belirlendi.
Hazırlanan iki yıllık yol haritasına göre özellikle kısa süreli hapis cezalarının kapsamı daraltılacak. Bu cezaların yerine topluma hizmet, belirli alanlara giriş yasağı, eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılım gibi hürriyeti bağlayıcı olmayan alternatif yaptırımlar yaygınlaştırılacak. Böylece cezaevlerindeki yoğunluğun azaltılması ve suçlunun toplumdan tamamen kopmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Reform kapsamında denetimli serbestlik sistemi de baştan sona yeniden ele alınıyor. Sabit ve standart uygulamalar yerine, suçun niteliğine ve failin durumuna göre özel yükümlülükler içeren daha esnek ve nitelikli bir yapı kurulacak. Kurallara uyan ve rehabilitasyon sürecinde olumlu ilerleme kaydeden hükümlülerin, cezalarının bir bölümünü denetim altında dışarıda geçirebilmesine imkan tanınacak.
Bakanlık kaynakları, reformun temel gerekçelerinden birinin cezaevinden çıkanların yaklaşık yüzde 45’inin yeniden suç işlemesi olduğuna dikkat çekiyor. Bu oranın düşürülmesi için infaz rejiminin yalnızca bir ceza süreci değil, aynı zamanda eğitim, psikolojik destek ve toplumsal uyum süreci olarak kurgulanması planlanıyor. Yeni modelde hukukçuların yanı sıra sosyologlar ve aile kurumunun da sürece aktif biçimde dahil edilmesi hedefleniyor.
Reformun insani boyutunda ise hasta ve engelli mahkumlar yer alıyor. Ağır hastalığı veya bedensel engeli bulunan tutuklu ve hükümlüler için, sağlık ve rehabilitasyon imkanlarının ön planda olduğu müstakil infaz merkezleri oluşturulacak. Bu merkezlerde cezaların, standart cezaevi koşullarından farklı olarak bakım ve tedavi odaklı bir anlayışla infaz edilmesi öngörülüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: