İzmir, 15 Şubat 2026’da son yılların en güçlü meteorolojik olaylarından birini yaşadı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü verilerine göre kent genelinde ölçülen en yüksek rüzgâr hızı 137,5 km/saate ulaştı. Bu değer, şehir içinde saatte 130 kilometre hızla ilerleyen bir aracın oluşturduğu rüzgâr gücüne yakın bir etki anlamına geliyor.
Menderes/Çileme Köyü, Çiğli Havalimanı, Dikili/Çukuralan, Güzelbahçe Feneri ve Balçova başta olmak üzere birçok noktada 100 km/saatin üzerinde fırtına değerleri kaydedildi. Körfez ve kıyı hattındaki ölçüm istasyonlarında yer yer tam fırtına şiddetinde rüzgâr etkili oldu. Bu seviyedeki rüzgâr; çatıların yerinden sökülmesine, ağaçların devrilmesine ve açık alanlarda yürümeyi zorlaştıracak bir etki oluşturabilecek güçte.
Ancak tablo yalnızca rüzgârla sınırlı kalmadı. Bostanlı ve Pasaport istasyonlarından alınan verilere göre alçak basınç sistemi nedeniyle İzmir Körfezi’nde deniz seviyesi son 24 saatte yaklaşık 60 santimetre yükseldi. Kuvvetli lodosun oluşturduğu 90 santimetre ile 1 metre arasındaki dalgalarla birlikte kıyı hattında hissedilen toplam su etkisi yer yer 1,5 metreye ulaştı.
Bu durum özellikle düşük kotlu bölgelerde deniz baskını, dalga aşması ve yağmursuyu sistemlerinde geri basma riskini artırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU ekipleri kıyı hattında ve riskli bölgelerde su tahliyesi ve kontrol çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

“Bu sıradan bir lodos kabarması değil”
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, yaşanan süreci teknik verilerle değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:
“İzmir’de şu an güneyli rüzgârlar zaman zaman 35–40 knot hızlara ulaşıyor. Körfez genelinde dalga yüksekliği 90 santimetre ile 1 metre arasında ölçülüyor. Uzun süredir etkili olan düşük basınç sistemi deniz seviyesinde yaklaşık 60 santimetrelik bir yükselmeye neden olmuş durumda. Bu iki etki birleştiğinde kıyı hattında 1,5 metreye varan bir su etkisi oluşuyor. Ön hesaplamalarımıza göre bugün gözlenen dalga koşulları istatistiksel olarak yaklaşık 50 yılda bir görülebilecek şiddette bir olaya işaret ediyor. Bu sıradan bir lodos kabarması değildir.”
Salı gününe dikkat
Güler, Alsancak ve Karşıyaka kıyılarında gözlenen geri basmaların yapısal bir sorundan değil, eş zamanlı meteorolojik koşullardan kaynaklandığını vurguladı. Düşük basıncın deniz seviyesini doğal olarak yükselttiğini, rüzgârın ise bu suyu kıyıya doğru iterek dalga aşmalarına yol açtığını belirtti.
Yağışın devam etmesinin yağmursuyu sistemlerinin denize deşarjını zorlaştırarak mazgallardan geri basmaya neden olduğunu kaydeden Güler, bu tablonun meteorolojik kaynaklı ve geçici olduğunu ifade etti. Salı günü öğle saatlerinde basıncın 1000 mb’nin altına düşmesinin beklendiğini belirten Güler, bu nedenle deniz seviyesinde kısa süreli yeni bir artış yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Deniz neden yükseldi?
Uzmanlara göre üç ana etken aynı anda devreye girdi:
-
Alçak basınç: Deniz seviyesinde yaklaşık 60 cm yükselmeye neden oldu.
-
Kuvvetli lodos (35–40 knot): Denizi kıyıya doğru iterek 90 cm–1 m dalga oluşturdu.
-
Yağış: Suyun denize akışını zorlaştırarak geri basma riskini artırdı.
Yetkililer, kıyı tahkimatlarının normal dalga koşullarına göre tasarlandığını; ancak çok kuvvetli rüzgâr, düşük basınç ve yükselen deniz seviyesinin aynı anda etkili olduğu ekstrem durumlarda dalga aşmalarının görülebileceğini vurguluyor. Bunun yapısal bir yetersizlik değil, olağanüstü meteorolojik koşulların geçici sonucu olduğu belirtiliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: