İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın sonuç bildirgesi, Körfez’in artık yalnızca yerel değil, çok katmanlı bir ekolojik krizle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. İZSU, İZDENİZ ve İzmir Planlama Ajansı iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansa Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinin yanı sıra ABD, Çin, Japonya, Almanya, İskoçya ve Malezya’dan uzmanlar katıldı.
Bilim insanlarının ortak değerlendirmesine göre İzmir Körfezi; ötrofikasyon, zararlı alg patlamaları, mikroplastik kirliliği, sediment bozulması ve biyoçeşitlilik kaybı gibi ciddi tehditlerle karşı karşıya. Özellikle İç Körfez’de çözünmüş oksijen seviyelerindeki düşüşün balık ölümlerine ve habitat kayıplarına yol açtığı, sistemin kritik eşiklere yaklaştığı vurgulandı.

“70 yıllık birikimle karşı karşıyayız”
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, Körfezdeki kirliliğin onlarca yıllık bir birikimin sonucu olduğuna dikkat çekerek, “1990’larda başlayan iyileşme süreci kalıcı olmadı. Bugün dipteki birikim yeniden kirletici hale geldi. Ekosistem ciddi risk altında” dedi.
Kritik uyarı: “Gediz temizlenmeden Körfez temizlenmez”
Konferansın en çarpıcı tespitlerinden biri ise kirliliğin kaynağına ilişkin oldu. Gediz Nehri ve Körfez’e dökülen 33 dere üzerinden taşınan tarım, sanayi ve yerleşim kaynaklı kirliliğin sistem üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. Güler, “Gediz Havzası’na yönelik kapsamlı bir yönetim planı olmadan kalıcı çözüm mümkün değil” diyerek havza bazlı yaklaşımın zorunluluğuna dikkat çekti.
Sorun artık birikmiş yük: Dip çamuru tehdit oluşturuyor
Bildirgede, Körfezdeki sorunun yalnızca güncel kirlilikten ibaret olmadığı, yıllar içinde biriken ağır metaller ve organik atıkların dip çamurunda depolanarak yeniden sisteme yayıldığı ifade edildi. Bu durumun, ekosistemi baskılayan kalıcı bir risk oluşturduğu vurgulandı.
Çözüm tek başlıkta değil: Çok katmanlı model şart
Uzmanlar, çözümün tekil müdahalelerle mümkün olmadığını belirtiyor. Kısa vadede alg patlamalarına karşı acil önlemler, orta ve uzun vadede ise dip taraması, ileri biyolojik arıtma, deniz çayırlarının artırılması ve entegre ekosistem çözümleri öneriliyor. Tüm bu adımların eş zamanlı ve koordineli şekilde uygulanması gerektiği ifade ediliyor.

En kritik başlık: Sürekli izleme ve erken uyarı
Körfez yönetiminde en önemli unsurun izleme olduğu vurgulanırken, gerçek zamanlı veri sistemleri ve erken uyarı mekanizmalarının kurulması gerektiği belirtildi. Sorunun yalnızca kıyıdan değil, tüm havza ölçeğinde ele alınması gerektiği ve merkezi ile yerel yönetimlerin birlikte hareket etmesinin şart olduğu kaydedildi.
“Sağlıklı bir Körfez için bir adım daha”
Sonuç bildirgesi, İzmir’in bilimsel yaklaşım ve altyapı yatırımlarıyla örnek bir model oluşturabileceğini vurgulayarak güçlü bir çağrıyla noktalandı: “Sağlıklı bir Körfez için artık bir adım daha atma zamanı.”
Yorumlar
Kalan Karakter: